Nutkun (sözün) ruhu vardır; tutmayana zararı vardır

cropped-7.jpgKainatta bizim 5 duygu organıyla algılayabildiğimiz en büyük nimet kelamdır. Kuran-ı Kerim de Allahu Teala Zerre kadar hayır işlediyseniz görürsünüz, zerre kadar şer işlerseniz onun karşılığını da görürsünüz. buyuruyor. Söz tabii ki büyüktür. Söz ile barış imzalanır, savaş çıkabilir. Bir sözle insan bütün dünya ve ahiretini kurtarabilir veya kaybedebilir. Peygamber Efendimiz (sas) Lisan belaların bağlandığı yerdir. demiştir. Eskiler Nutkun ruhu vardır; tutmayana zararı vardır. der. Nutuk, sade konuşmak manasında kullanılmamıştır. Bazen insanın ağzından düşünmeden de bazı sözler dökülebilir. İnsan, düşünerek söz söyleyebilme kabiliyetine sahip olan canlı demektir. Bizi diğer varlıklardan ayıran en önemli fark düşünerek, idrak ederek söz söylememizdir. Biz bu idrak noktasında o kadar mesul ve bu makamda öyle önemli bir yere sahibiz ki düşünmeden söylediklerimiz bile kayda geçer. Allah her halini feyziyle bereketiyle kuşattığı için müminin elinden dilinden zuhur eden her şeyin Allah katında bir kıymeti vardır. Aynı şekilde müminin bu kıymeti fark etmesi de önemlidir. O yüzden konuşurken dikkat edilmelidir.

Çocuk koşarken dikkat et düşersin dediğinizde o nutkun ruhu vardır, çocuk biraz sonra düşer ve siz ben söylemiştim dersiniz. Halbuki siz söylediğiniz zaman o belayı celb etmişsinizdir belki. O sözünüzden dolayı çocuk düşmüştür. Dikkat düşmeyesin, aman yanmayasın, başına kaza gelmeye! şeklinde söylemek lazımdır. Müminin lisanından dökülen sözler bir şekilde tesir uyandırır. Bu sadece bizim örfümüzde büyüklerimizin sözleriyle tespit edilmiş hadiseler değildir. En başta Kuran-ı Kerimde, bilhassa Yusuf Suresinde insanların dilleriyle uğradıkları imtihanlar ve belalar bariz bir şekilde zikredilmiştir. Hz. Yakup (as), Yusufa dikkat edin, onu kurt yemesinden korkuyorum. sözü ile çocuklarına yaptıkları işe kulp bulmaları için bir ipucu vermiştir. Yine Hz. Yusuf (as) Bu fiili işleyeceğime hapse girmeyi tercih ederim. sözü üzerine hapse duçar olmuştur. Sultanın huzuruna giden zindan arkadaşına Sahibine söyle de, beni hapisten çıkarsın. demesi onun daha çok zindanda kalmasına sebebiyet vermiştir. Peygamberimiz (sas) Zamanın melikine sen beni vezirin kıl demeseydi şayet Mısıra meliklik için bir sene beklemeyecekti kardeşim Yusuf. diyor. Çünkü Biz seni yanımızda emin bir yere koyalım. denildiğinde Hz. Yusuf vezirlik istiyor ama bir sene bu mevzu hiç açılmıyor. Kuranda geçen manalar bize lisanımızı ne kadar dikkatli kullanmamız gerektiği konusunda ipucu vermektedir. Tutmayana zararı vardır. kısmını şöyle izah edebiliriz. İnsan düşünerek konuşur fakat düşüncesinde isabet ede ede ve Allah Tealaya bu tefekkürle yaklaşa yaklaşa öyle bir boyuta ulaşır ki, artık söyledikleri şeyle Allahın ilhamının ağzından döküldüğü bir kişi haline gelir.

Dolayısıyla gönülden sevdiğiniz bir insanla konuşurken o size bir şey söyler ve siz o sözü tutmazsanız bunda zarar edersiniz; çünkü bu artık herhangi birinin sözü değildir. Beraberce kalp kalbe olmanız sebebiyle onun ağzından dökülen Hazreti Allahın ilhamıdır. Ve bu tutulmadığı zaman da hemen bir müeyyide olarak kişinin bir zarar görmesi kaçınılmazdır.

Annenin, babanın sözünü dinlemek niye ehemmiyetlidir? Onların bizim üzerimizde hakkı olması, Allahın emretmesi ayrı bir mesele ama onların bizi katıksız sevmeleri ve halis niyetle konuşmalarından dolayı anne-baba sözü dinlenilmediğinde insan belaya duçar olabilir. Çünkü, çok samimi ifadeyle, evladına duyduğu aşkın ve muhabbetin eseri olarak konuşmuşlardır. Tabiri caizse onların düşünerek konuşmaları bir nevi sevgiyle buluşmanın getirdiği bir düşünce şeklidir ki ayrı bir tefekkür boyutudur. İnsanın sınırıyla kalmaz, insana dışardan gelen manevi bir destekle teşekkül eder.

* * *

YÜREK FERAHLATAN SÖZ

Bir padişaha İki vezirinizden hangisini seversiniz? diye sormuşlar. Falancayı severim demiş, sebebini de şöyle izah etmiş: Halk arasında bir kargaşa olmuştu. Ne olduğuna bakması için ilkini göndermiştim. Vezir dönünce Önemli bir şey yok. Bir anlaşmazlıkları var. dedi. Aynı yere gönderilen ikinci vezir Önemli değil anlaşmaya çalışıyorlar. diye bilgi vermiş. Padişah bunun üzerine etrafındakilere Gördünüz mü, daha çok sevdiğim vezirim de aynı şeyi anlatıyor; ama yüreğimi ferahlatıyor. demiş.

* * *

Eskiler, lambayı yak yerine lambayı uyandır derlerdi

Eskiler Nutkun ruhu vardır. diye bazı sözleri, tabirleri, vasıflandırmaları hiçbir zaman kullanmamışlar. Sadece içinde menfi mana barındırdığı için olumsuzluğu hatırlatacak sözleri bile kullanmamışlar. Bunlardan bazı örnekleri ve yerlerine kullanılan uygun sözleri şöyle örnekleyebiliriz:

– Kapıyı kapamak, kilitlemek yerine kapıyı sırlamak. Kilitlemek, bir şeyin kısıtlanması, sıkışması gibi manalar içerir. Kapamak da menfidir. İnsan ruhunda bir kabzuziyet, bir olumsuzluk oluşturur. kapıyı sırla veya çevir demişler.

– Ocağı, ateşi söndür yerine ateşi, ocağı dinlendir. Ocağı yak yerine ocağı uyandır. Ateş Allahın bir lütfudur. Onun sönmesi makbul değildir. Onunla hamlar, çiğler pişer. Bu ifadeleri kullanırken sadece oradaki menfi havayı izale etmekle kalmıyor, kişiye uyandırmak, sırlamak mefkuresini, ayrı bir manevi ıstılahı öğretiyor.

– Lambayı yak yerine lambayı uyandır.

– Gömmek yerine toprağa sırlamak, gizlemek.

– Öldü yerine göçtü. Ölüm hayvanlar ve ceset içindir. Mümin hiçbir zaman ölmez. Ölüm yine bir sıkıntı halidir. Göçtü denilince karşıdaki insan onun kayboluşu gibi bir şeye üzülürken bir anda başka yere vasıl olduğuna sevinir hale gelir. Bizim gözümüzde yoktur; ama toprağa sırlanan şey halen vardır. Başka bir âleme doğdu; ama biz göremiyoruz. Biz üzerini burada sırladık. Ama kaybolmadı başka bir tarafta var o.

– Yiyecek veya içecek bir şey tükendiği zaman bitti denmez, bereketlendi denir. Çünkü Allah Rezzak-ı âlemdir. Muhakkak size bir taksimatta bulunmuştur. Siz o taksimatı bir şekilde hayra sarf ettiğinizden dolayı o bitmez. Küp boşalmadan üzerine gelmez. Burada zahir bir şey rızk olmaktan çıktı. Bereketi bizi kuşattı demektir. Onun feyziyle yaşıyoruz. Bu kuşatmayla bunun yenisi gelecek bereketimiz artacak manasındadır. Ama bitti dersek olumsuz bir söz kullanmış oluruz. Yemek tamamen bitmese üstüne koymuyoruz. Bu bitti demek ki ihsan edecek, yenileri gelecek manasına bereketlendi denir.

– Yatmak veya uyumak yerine mihman (misafir) olmak denir. Kişi uyuduğu zaman kendi cüzi iradesini tamamen külli iradeye teslim eder. Malı, mülkü, senliği, benliği, eşi, dostu kalmaz. Dolayısıyla uyumak insanın beka semtine, birlik semtine bir an misafir olup gelmesi demektir ki, uyanış hali de diriliş demektir.

FATİH ÇITLAK

Reklamlar

One thought on “Nutkun (sözün) ruhu vardır; tutmayana zararı vardır

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s